Çin Halk Cumhuriyeti tarihi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Çin tarihi
Çin Tarihi

Çin Halk Cumhuriyeti tarihi, 1 Ekim 1949 tarihinde Çin İç Savaşı'nın Çin Komünist Partisi tarafından kazanılmasının ardından Çin'in kuruluşunun ilan edilmesiyle itibaren başlamaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti birkaç on yıl boyunca Çin ile eşanlamlıydı, ancak Çin Cumhuriyeti'ni ve öncesinde binlerce yıllık imparatorluk hanedanlıkları tarafından yönetilen Anakara Çin'i yöneten son siyasi varlıktı.

Mao dönemi (1949-1976)

Mao Zedong Çin'in kuruluşunu ilan ederken

Binlerce yıl süren hanedanlar yönetimi, 1912'de milliyetçilerin yönetimi ele geçirmesi ile son bulmuştur. 1949'da Çin İç Savaşı sırasında Çin Milliyetçi Partisi (Kuomintang) yönetimindeki milliyetçi Çin hükümetini yenmeyi başaran Çin Komünist Partisi (ÇKP) ve Komünist Ordu, Mao Zedong liderliğinde Çin yönetimini ele geçirdi. Çin İç Savaşı'nı komünistlerin kazanmasıyla birlikte 1 Ekim 1949 tarihinde Mao Zedong Pekin'in Tiananmen Meydanı'nda Çin'in kuruluşunu ilan etti.[1] Ardından Mao, sosyalist ve Marksist-Leninist bir devlet kurmak için çalışmaya başladı. Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşu Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa ülkeleri tarafından hemen tanındı.

1950 yılında çıkan Kore Savaşı sırasında Çin Halk Cumhuriyeti Kuzey Kore'yi Güney Kore'ye karşı destekledi. Mao BM güçlerinin yaptığı çıkartmayı Batı ile savaşmak için fırsat olarak gördü. Çin güçleri BM güçlerine saldırı düzenlemesine karşın yaşanan ağır kayıplar sonucu geri çekildi. 1951 yılında Çin Tibet'i işgal etti ve topraklarına kattı.

Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurucusu Çin Komünist Partisi amblemi.

Stalin'in ölümüyle ülkede bir süre daha özgürlükçü bir atmosfer hakim oldu. Ama zamanla eleştirilere kapalı ve birleştirmeyi öngören düzenlemeleri büyük başarısızlığa uğrayan Mao politik açıdan zor durumda kaldı, ve Büyük İleri Atılım (1958-1962) olarak bilinen ekonomik ve sosyal planın başarısızlıkla sonuçlanması milyonlarca kişinin ölümüne neden oldu. Bu başarısızlığı 1960'larda partinin Maoistler ve pragmatistler olarak ikiye ayrılmasına neden oldu.

Mao bir süre arka plana çekilse de halk arasında bir kült olmaya devam etti. Fakat ülkenin kurucusu devrimi tamamlamak istiyordu ve hala özellikle ordu tarafından destekleniyordu. Bu nedenle "Kültür Devrimi" adıyla yeni bir dizi çalışmayla politik hayata aktif olarak geri döndü. Mao, kültürel devrim üzerine düşüncelerini "Küçük Kırmızı Kitap" başlığıyla yayımladı. Bu kitap, ordunun da desteğiyle (tabi ordu içinde muhaliflere rağmen) kısa sürede milyonlarca kopya olarak çoğaltılarak halka dağıtıldı. Ona göre "kapitalist yol"u seçen herkese karşı bir çeşit savaş açan Mao, edebiyat ve sanat alanında da yoğunlukla propaganda içerikli sosyalist gerçekçilik akımını savundu. Zamanla çevresindeki hemen herkesle arası açılsa da, parti içindeki iktidar mücadeleleri ve Sovyetler Birliği korkusu ile birlikte Kültür Devrimi Çin toplumunda büyük bir kargaşaya yol açtı. Buna rağmen Mao, 1976 yılında ölene kadar kültürel devrimine devam etti.[2]

1972'de Çin-Sovyet ayrılığının zirvesinde Mao ve Zhou Enlai, ABD Başkanı Richard Nixon ile Pekin'de bir araya gelerek ABD ile diplomatik ilişkiler kurdu. Aynı yıl Çin Cumhuriyeti yerine Birleşmiş Milletler'e ve BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeliğine kabul edildi.

Yeniden yapılanma dönemi (1976-1989)

1976'da Mao'nun ölümünden sonra Zhou Enlai başbakan oldu. Zhou, 8 Ocak 1976 tarihinde 78 yaşında öldüğünde, Çin Komünist Partisi içinde "ılımlılar" ve "radikaller" olmak üzere iki kutup oluştu. Radikalleri; 82 yaşındaki Mao Zedong'un eşi Jiang Qing yönetiyordu. Zhou ölünce, Başbakanlığa Deng Şiaoping'in gelmesi beklenirken, Hua Guofeng Başbakan oldu. Mao, 9 Eylül 1976'da 72 yaşında ölünce, eşi Jiang yönetiminde etkinliğini devam ettirmek istedi. Ancak, Başbakan Hua, hem parti başkanlığını ve hem de Askeri Komite Başkanlığını ele geçirdi. Bunun sonucu olarak Mao'nun eşi ve üç taraftarı (kolektif olarak "Dörtlü Çete"), Kültür Devrimi'ndeki aşırılıklar ile suçlanarak tutuklandı. Bu, radikallerin mücadeleyi kaybetmesi ve Kültür Devrimi'nin sona ermesi demekti.

Mao'nun halefi Hua Guofeng'i tasfiye ederek iktidara gelen Deng Şiaoping döneminde ülkede önemli ekonomik reformlar yaparak planlı ekonomiden Çin değerleri ile sosyalizm adı verilen karma ekonomi veya piyasa sosyalizmine geçildi.

Çin Millî Kongresi, Şubat 1978'de, 1985 yılına kadar gerçekleştirilecek "Dört Modernizasyon Programı"nı kabul etti. Bu program ile; tarım, endüstri, bilim, teknoloji ve savunma alanlarının, 1985'e kadar çağdaş şartlara kavuşturulması öngörülmekteydi. Fakat, programın maliyeti 600 milyar doları bulmaktaydı. Bu maliyet Çin'i yabancı sermaye teminine yöneltti. Komünist Partinin Mart 1978'de Deng Şaoping'i Başbakan yardımcılığına seçmesi sonucu Çin, önce Japonya yanaştı ve iki devlet arasında Şubat 1978'de 60 milyar dolarlık bir ticaret antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, Çin ve Japonya arasında 1937'den beri devam eden savaş halini de sona erdirmiş oldu.

Ağustos 1978'de Çin ile Japonya arasında " Barış ve Dostluk" antlaşması imzalandı ve Ekim 1978'de de Deng Şaoping Japonya'yı ziyaret etti. Böylece, Mao'nun ölümünden iki yıl sonra Çin, batıya açılmaya başladı. 1978 yılından itibaren de Amerika ile yakınlaşmaya başlayan Çin, bu ülkeden silah satın alımını başlattı. Bir başka deyişle halk tarafından hoş görülmeyen bu ticaret kızgınlık yarattı ancak bir devrime yol açmadı.

1979'da aşırı nüfus artışının önlenmesi amacıyla tek çocuk politikası uygulanmaya başlandı.

1989'da eski genel sekreter Hu Yaobang'ın ölümü, öğrencilerin birkaç ay boyunca kampanya yürüttüğü, demokratik haklar ve konuşma özgürlüğü gibi daha büyük politik reformları desteklemek için gerçekleşen gösteriler kanlı bir şekilde bastırıldı.

Yükselen güç (1989-2002)

1990'lardan itibaren Çin ekonomisi yıllık ortalama %11.2 civarında büyümüştür.[3][4] 2001 yılında Çin resmi olarak Dünya Ticaret Örgütü'ne katıldı.

1996 yılında Çin, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya ve Tacikistan ile birlikte Şanghay Beşlisi'ni kurdu. 2001 yılında Özbekistan'ın da örgüte katılmasıyla adı Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) olarak değiştirildi.

1 Haziran 1997 tarihinde Birleşik Krallık Hong Kong'u ve 20 Aralık 1999 tarihinde de Portekiz Makao'yu Çin Halk Cumhuriyeti'ne devretti. Devredilen bölgeler tek ülke, iki sistem politikası ile özel idarî bölge statüsü almışlardır ve çoğunlukla ekonomik, sosyal ve adli sistemlerinde bağımsızlığını koruyarak kendi yönetimlerini sürdürmeye devam ettiler.

7 Mayıs 1999 tarihinde Kosova Savaşı sırasında ABD uçaklarının Yugoslavya'nın başkenti Belgrad'daki Çin elçiliğini bombalaması iki ülke arasında kriz yarattı.

Günümüz dönem (2002-günümüze)

2000'li yıllarda Çin'in ekonomik kalkınması tüm dünyada önemli bir konu haline geldi.

Çin'in terörizm ile savaştaki tutumu ülkeyi diplomatik yolla ABD ile işbirliğine yöneltti.

Tayvan'ın siyasi durumu ve geleceği belirsizliğini korumakla birlikte Çin Komünist Partisi başta eski rakibi Kuomintang olmak üzere Çin'e karşı daha az düşmanca yaklaşan Tayvan partileri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi yönünde adımlar atıldı.

Mayıs 2008'de, Sichuan eyaletinde Richter ölçeğine göre 8.0 derecesinde kaydedilen büyük bir deprem sonucu yaklaşık 70.000 kişi hayatını kaybetti.

2008 Yaz Olimpiyatları Çin Halk Cumhuriyeti'nin başkenti Pekin'de düzenlenmiştir.

2012 yılında Japonya'nın Çin ile ihtilaflı olan Senkaku Adaları'nı kamulaştırması iki ülke arasında gerginliğe neden oldu. Çin Halk Cumhuriyeti'nin Güney Çin Denizi'ndeki adalar konusunda diğer ülkelerle yaşadığı anlaşmazlıklar nedeniyle gerginlikler yaşandı.

2013 yılında Xi Jinping devlet başkanlığına seçildi.

Kaynakça

  1. ^ The Chinese people have stood up. UCLA Center for East Asian Studies. 5 Ocak 2017 tarihinde erişilmiştir.
  2. ^ Almond, Mark (1996). Revolution:500 Years of Struggle for Change (İngilizce). Londra: De Agostini Editions. ss. 149-150. 
  3. ^ "Nation bucks trend of global poverty". China Daily. 11 Temmuz 2003. 
  4. ^ "China's Average Economic Growth in 90s Ranked 1st in World". People's Daily. 1 Mart 2000. 

Dış bağlantılar